Hamburg’ta Kapitalist Moderniteye Meydan Okumak

Hafta sonu Hamburg’ta, Kürt Özgürlük Hareketi ve Önderliğinin geliştirdiği kavramları tartıştığımız ve bunları farklı uluslararası deneyimler ve yaklaşımlarla birlikte ele aldığımız üç günlük bir konferansa katıldık. Şahane hazırlanmış, örgütlenmiş bir konferanstı. Bu haftaki yazıyı konferanstan gözlemlere ayırıyorum.

Bir kere konuşmacılar dünyanın dört bir yanından gelmişlerdi. Üstelik bunlardan bazıları örneğin David Graeber, David Harvey ve John Holloway gibi, tüm dünyanın ilgiyle izlediği düşünürlerdi. Konferans Hamburg Ünirsitesi’nde 1200 kişilik bir anfide gerçekleştirildi ve koltuklar üç gün boyunca doluydu. Üstelik Şimdiye kadar katıldığım hareketin düzenlediği diğer Avrupa konferanslarından farklı olarak, seyircilerin çoğunluğunu Alman öğrenciler oluşturuyordu.

Genellikle Kürt konferanslarında ortak dil mağduriyet olur, Kürtlerin maruz kalmış olduğu felaketler anlatılır, Türkiye devleti ifşa edilir. Yani batılı bir özneye dert anlatmak, onun tarafından tanınmak amacı vardır. Ancak o batılı özne –zaten Kürt dostu olanlar hariç-, o konferanslara pek icabet etmez ve konferans genellikle Kürt ulusallığı için bir bilinç inşası, bir politikleşme ve bir ortaklaşma görevini icra eder. Ancak Hamburg konferansı’nın her anında Kobani’nin etkisi hissediliyordu. Kobani hem Kürtlere ciddi bir prestij kazandırmış, hem de onları düşünsel ve pratik anlamda lider bir halk durumuna geçirmiş. Toplantılarda ilk kez Kürtler haklarında fikir söylenecek mağdur bir halk değil, dünya hakkında fikir üreten ve evrenselleşmeye aday analizler yapan aktörler olarak ilgi çekiyorlardı.

Panellerden bir tanesinde Havin Güneşer, Emine Ayna ve Asya Abdullah yer aldı. Üç kadının birbirini tamamlayıcı performansı hayranlık uyandırıcıydı. Havin demokratik modernite, demokratik ulus, demokratik konferderalizm, demokratik uygarlık ve politik ahlaki toplum kavramlarını anlatırken, Emine bu kavramların liberal hukuk ve devlete yönelttiği eleştirileri somutladı. Asya ise Rojava’da bu kavramları gerçekleştirmek ve özgürleşmek için verilen mücadeleden bahsetti. Beni en çok etkileyen bu üç kadının hem Kürt Hareketi’nin yıllardır süren mücadelesinin failleri hem de şu andaki farklı modalitelerinin sesleri olması idi. Aynı zamanda elbette hem Rojava hem Bakur boyutunda bu üç modalitenin ne kadar birbirlerine eş düştüğü, ayrıştığı, birbirlerini tamamladığı ya da yıprattığı konusunda da daha fazla araştırma yapmak gerek. (Örneğin: Seçim listelerinde Cizre gençlerinden kimse yok. Hendekler kapalı, bir çoğu gizlenmek zorunda kalıyor. Bir kısmı ise Rojava’da savaşta ve kimi zaman cenazeleri geliyor. Cizre, Amed, Kobani vs.  bu üç modalitenin hangisini yaşıyor?)

Graeber ve Harvey Marx’ın değer teorisinden bahsettiler. Harvey anti-kapitalist olmanın değişim ve kullanım değeri arasındaki çatışmayı açığa çıkarmakla olacağını, diğer mücadelelere anti kapitalist denemeyeceğini iddia etti. Otonomi konusunda para birimi, bankalar, kredi, dış ve iç ticaret ile ilgili önemli sorular sordu. Graeber ise tüm emeğin aslında mal değil insan ürettiğini anlattı. Emeğin ahlak ile iç içeliğinden, emeğin düzenlenişinin nasıl bir komşu, arkadaş, sevgili istiyoruz sorularına cevap verdiğini ve bu sorulara yeni cevaplar vererek emeğin tekrar düzenlenmesi gerektiğini savundu.

Hintli akademisyen ve aktivist Radha D’Souza bilim ve hukuğun sömürgecilikte oynadığı rolü anlattı ve Hindistan’daki halk bilgisi hareketinden bahsetti. Aradaki konuşmalarımızda Rojava’da halk bilgisi hareketinden çok halk adaleti, Hindistan’da ise tam tersi hareketlenmelerin olmasını farklı sömürü tarihlerine bağlayan verimli bir tartışmamız oldu. Holloway ise son dünya savaşını yaşadığımızı ve bu savaşta egemenlerin hegemonyasında yaratılan ve yaratılabilecek çatlakları anlatan şiir gibi bir konuşma yaptı.  

Daha da anlatacak çok şey var ama yerimiz dar. Ben kendi adıma aile hakkında bir konuşma yaptım ve konuşmayı hazırlarken dahi çok şey öğrendim. Velhasıl şahane bir konferanstı hepimizi tebrik ederim.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir