İç savaş ve nefret cinayetleri

Yayınlanma tarihi: 27 Şubat 2015 – Yeni Özgür Politika (internet sitesi arşivine erişim bulunmamaktadır)

Güney Afrika’da, İrlanda’da, Bask ülkesinde barış süreçleri sırasında ve sonrasında kadınlara ve gençlere yönelik şiddette, tecavüz ve tacizde ve adi cinayetlerde büyük artışlar olduğu bilinir. Barışı inşa etmeye çalışırken başka bir iç savaşın (sınıf, cinsiyet) patlak vermesi hem beklenmediktir. Hem de barışın sağlıklaştırıcı yanına güveni azaltır. Türkiye’de de diyalog başladığından beri sarsıcı derecede acımasız kadın katliamlarına, polis tarafından işlenen cinayetlere, Kürtlere ve HDP’ye yönelik linç girişimlerine, sevgili Nuh Köklü’nün maruz kaldığı türden nefret cinayetlerine tanıklık ediyoruz. Bunları anlamlandırmak kolay değil elbette. Her ne kadar AKP’nin kurmuş olduğu nefret ve tahakküm dilinin, erkekleri, kolluk güçlerini, milliyetçileri, esnafı kışkırtıcı bir rol oynadığını bilsek de, gündelik hayatta bu dilin nasıl olup da sıradanlaşmış bir katliam arzusuna, bir iç savaşa dönüştüğünü daha iyi tahlil etmek gerekiyor.

Örneğin kadınlara karşı yürütülen iç savaşın son iki yıldır biçim değiştirdiğine, sertlştiğine, yaygınlaştığına ve gaddarlaştığına tanıklık ediyoruz. Namus kisvesi altında gerçekleşen cinayetlerin yerini, yakan, kesen, parçalayan, delen cinayet biçimleri aldı. Bunlar işlenme biçimlerine baktığımızda nefret cinayetleri kategorisinde ele alınması gereken cinayetler. Üstelik kadınlar güçsüzleştiği için değil, tam tersin egüçlendiği için ortaya çıkan cinayetler. Boşandıkları, kafa tuttukları, yerlerini bilmedikleri, arzularının peşinden gittikleri, itiraz ettikleri, baş kaldırdıkları için ortaya çıkan cinayetler. Özgecan –ki tanımadığı biri tarafından öldürülmüş olduğu için Türkiye’de gerçekleşen kadın cinayetlerinin çoğundan farklı olsa da- direndiği için öldürüldü. Kadınlar yani ezildikleri için değil ezilmedikleri için öldürülüyorlar. Bu anlamda yaşadığımız iç savaşın mağdurları değiller sadece, failleriler de aynı zamanda. Zaten tam da o yüzden sürekli ne kabahat işledikleri tartışılıyor.

Son bir kaç yılda AKP’nin politikaları ile ya da bu politikalara rağmen kadınların nasıl güçlendiklerini, nasıl yeni bir “haddini bilmeyen” kadın öznelliğinin ortaya çıktığını anlatmak uzun iş. Ancak televizyonlara, gündüz programlarına ve kadınların son yıllarda güçlükle, mücadeleyle ve pek tabi keyifle elde ettikleri “arzu” diline bakmak da fayda var.

Öte yandan erkekliğe ne olduğu da önemli. AKP’nin sadece yeni bir kadın değil, yeni bir erkek tasavvuru da var. Bu erkeklik türü pek de eşini, çocuğunu öldüren tür bir erkeklik değil. Tam tersine biopolitik bir düzenin kurucusu, eve bağlı, asgaride de olsa “hak” nosyonu olan bir erkeklikten bahsediyoruz. Ancak bu erkeklik başka erkekleri hem marjinalleştiriyor hem de onların kışkırtılmasından keyif duyuyor.

Bütün bunların sonucunda ve çözüm süreciyle birlikte, yani PKK’ye yönelik örgütlenmiş bir nefretin yeniden üretilemediği şartlarda, nasıl sokağa, yakınlarına saldıran bir erkekliğin sahnelere salındığına da bakmak gerek. Yani diyeceğim elbette tüm bu cinayetlerin asıl müsebbibi bir yanıyla devlet de olsa, bir yanıyla da her biri gerçek toplumsal çelişkilerin sonucunda ortaya çıkıyor.

HDP bu toplumsal hem biçim, hem dil, hem işleyiş, hem de içerik olarak bu çelişkilerin çözümünü geliştirecek bir parti olduğu ölçüde yüzde 10, HDP’ye az gelir. Aslında hakikaten bu seçimde HDP yüzde 10’un üstünü hedeflemeli. Çünkü esasen HDP yüzdenin üstüne konacak yüzde 2 için değil, yüzde 50 için siyaset geliştiriyor. Cizre’deki gençlere de, kocasını beğenmeyen kadınlara da, gelişimdense tabiatı tercih eden köylülere de, kaçak çalışıp ölenlere de, sokakta neşeyle kar topu yapan, kardan adam oynayanlara da, seks işçilerine, cinsel tercihini açıkça sergileyenlere, yani Paramaz’a referansla, tüm bu suç işleyenlere, bu düzeni kabul etmeyip iç savaşın faili olanlara, itiraz edenlere, başka bir hayalin peşinden koşanlara kucak açıyor.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir